Tek evlat sahibi olmak, sevgide ve maddi imkanlarda herşeyinizi ona vermek ve onun için en iyi geleceği sağlayabilmek çok anlaşılır
ve güzel bir karar. Kendim de tek çocuk olarak bunun avantajlarını yaşamış ve hem annemin hem de babamın ailesi İzmir’de olduğu için
kalabalık bir aileyle içiçe büyümüş, yalnızlık sıkıntısını hiç çekmemiş bir insanım.
Peki o zaman neden ikinci çocuğu yaptık. Neden hala üçüncü bile aklımızdan geçiyor?
Yıllar önce anneannemi kaybettiğim gün benim için zaman durdu sanki. Ani bir ölümdü ve tüm ailemizi büyük yasa boğdu. Kalpkirizi geçirmişti, tüm aile acilin kapısında bekliyorduk.
Doktor geldi ve karahaberi verdi. Annem o anda ne beni gördü, ne de babamı. Üç kız kardeş birbirlerine sımsıkı sarıldılar. Çok da doğruydu, hangimiz hissedebilirdik ki o acıyı onlar kadar aynı? Biz de kuzenler hep sarıldık birbirimize. Aynı sevgiye, aynı anılara ve aynı mükemmel anneanneye sahip olduğumuz için gururumuzu ve kederimizi paylaştık. O günden sonra durup düşündüğümde evlatlarıma bir kardeş vermek ve hatta torunlarıma kuzenler verebilme ihtimali benim için sağlayabileceğim tüm imkanların üstündeydi. Bir gün gelip de buralardan gittiğimde ardımda bıraktığım kalabalık bir ailem olsun istedim.
Bugün iki teyzem ve 4 kuzenim var demek yerine, 3 annem var ve 5 kardeşiz bile diyebilirim. Biliyorum bu her ailede olmuyor, bizler çok şanslıyız ama sadece şans değil, anneannemin ve dedemin yetiştiriliş biçimi de çok etkili.
İkinci bebeğimiz doğduğunda bunu nasıl sağlarız, ilerde nasıl düşman kardeşler yerine, birbirine yakın, dost, destek kardeşler yetiştirebiliriz diye düşündük. Hatta düşünmek ile kalmayıp bunu bir pedegoga bile danıştık.
Yanıt çok basitti. Sevgi, ilgi ve maddi imkanlarda eşit olduğun sürece kardeşler birbirine düşman olmaz dedi. Bir de rekabeti birbirlerinden değil, başkalarından öğrensinler. Yeteneklerini farklı alanlarda sergilemelerini sağla, farklı kurslara gitsin, farklı hobileri olsun dedi. Ne kadar herkesin düşünebileceği ve çok az kişinin uygulayabidiği bir öğüttü.
Çevremdeki bir çok kişi, değil bunu uygulamak, çocuklarının yanında bile mukayese cümleleri kurmaktaydı. “İkisi de piyanoya gitti ama kız yarıda bıraktı”. “Dans kursuna gidiyorlar, öğretmen küçük ilerde dansçı olabilir dedi”. “İkisi de benim çocuğum ama taban tabana zıt, biri şahane resim yapıyor, öbürü kalemi zor tutuyor”. Nasıl da farkında olmadan karşılaştırıp uzaklaştırıyorlardı kardeşleri birbirlerinden.
İki çocuktan birinin eksik tarafını kapatabilmek amaçlı maddi anlamda daha fazla destek olanlar ya da tam tersini yapanlar. Oğlan daha önemli deyip onun için parayı yağdıranlar. Halbuki ikisi de ayrı insan, anne baba ikisini denkleyecek diye birşey yok ki. Aynı imkanları sağlarsın, hangisi nereye gelirse o olur. Hem başarı hem de mutluluk için geçerli bu. Tanrı’dan dileğim iki evladımın da başarılı ve mutlu olması tabii ki. Umarım ilerde de bu dediklerim aklımda kalır ve ikisinin ayrı birer birey olduğunu kabullenip eşitlemeye çalışmam. Başarısız olanı, başarılıya eşitlemek için daha fazla imkan vermek ya da mutsuzu mutluya eşitlemek için daha fazla imkan ve ilgi vermek aslında başarılı ve mutlu olanı cezalandırmak değil mi? Ya da tam tersini yapanlar. Başarılı olanı destekleyip diğerini unutanlar, bu büyük haksızlık değil mi?
Sonuç çok açıktı, koşullar ne olursa olsun ebeveynler eşit davranınca kardeşler birbirine bağlı ve sevgi dolu oluyorlardı.
Biz şimdilik iyi gidiyoruz. Elimden geldiğince eşit ve adaletli olmaya çalışıyorum. İkisiyle de ayrı ayrı yalnız vakit geçirmek ve yeterince sevdiğimi belli etmek için uğraşıyorum. Tabaklarına yemek koyarken bile kaşığı sayıyorum, biri bir omuzumda diğeri öbürkünde uyuyor:) Bir sağıma dönüp öpüyorum, bir soluma. Çok mu abartıyorum? Bilmem:) Benim de doğrum bu işte. Şimdilik de iyi gidiyorlar. Keşke ilerde bakabileceğimiz imkanlarımız oluşsa da bir bebeğimiz daha olsa.
Canım annem, babam ve kocaman ailemle çocukluğum çok güzeldi, eşim ve kızlarım eklenince gençliğim daha da güzel oldu. Dilerim ki torunlarımız da gelince yaşlılığımız daha da güzel olacak…
Çünkü bu hayatta bir anne ve baba için birbirlerine sarılarak uyuyakalmış kardeşleri izlemek kadar güzel birşey yok.
Çünkü bu hayatta en büyük acını bile yaşarken yalnız olmadığını bilmek güzel.
Çünkü bu hayat acısıyla, tatlısıyla birlikte güzel…
Arkadaşıma tavsiye et


